Yapay Yaşam Elde Edildi
28 Kasım, 2007
İnsanın gen haritasının çıkarılması yarışının tartışmalı DNA araştırmacısı Amerikalı Craig Venter, dünyada ilk yapay yaşam biçimini açıklamaya hazırlandıklarını bildirdi. Bu iddia doğruysa,ve gerçekten ispatlanırsa hemen “her konuda” çok ciddi tartışmalar başlayacak! Bu önemsiz gibi görünen haber aslında ‘dünyayı sarsacak’ işaretler taşıyor! [Devamını oku]
Şeytanın Çocukları Geliyor
4 Kasım, 2007
iyibilgi.com’un haberine göre ara-insan türleri ile pis işleri yaptırmak için bilim adamları çaba harcıyor. Ayrıca üst-insan türleri ile de yönetici bir türün oluşturma çabaları var. Danışıklı fitne Nobel ödülü sahibi James Watson (79) yeni kitabının tanıtımında bu konuda şöyle diyor:
“Afrika’ya çok karamsar bakıyorum. Bunun sebebi Batı’nın Afrika ülkelerine yönelik sosyal politikalarının ’siyahların da beyazlar kadar zeki olduğu’ yönündeki hatalı varsayımına dayanmasıdır. .. Siyahlar, beyazlara göre, DNA’ları yüzünden daha az zekidir.”
Bu tuhaf DNA ırkçılığı, insanların ileride DNA’larından rahatsız olabileceklerini, değiştirmede bir beis görmeyeceklerini işaret ediyor olabilir. Ayrıca iyibilgi.com’un haber başlığındaki ‘Şeytanın Çocukları’ belki de sanıldığı gibi gelecekteki çalışmalarla değil, 30 yıl önce gerçekleşmiş olabilir. Tam tarih vermek gerekirse 10 Kasım 1977… (İlk tüp bebeğin döllendirildiği tarihtir.)
Haber şöyle:
Embriyonik kök hücre araştırmalarının amacı ne? Hastalıkları sona erdirmek mi, insan mühendisliği mi? Dr. Reardon bütün insanlığı bu tehlikeli yola girilmemesi konusunda uyarıyor… Çünkü yolun bir ucu “yönetici üstün ırk”a diğeri ise “hizmetçi insan-altı varlıklar”a çıkıyor.
Biyomedikal etik konusunda uzman olan ABD’li Dr. David Reardon embriyonik kök hücre araştırmalarının nihai amacını “İnsan-üstü bir ırk arayışı, tehlikeli veya pis işleri yapacak insan-altı varlıklar üretme çabası…” olarak tanımlıyor. Reardon’a göre, araştırmacılar hastalıkları tedavi etme bahanesine sığınıyor ama asıl hedefleri “daha üstün insanlar yaratmak”.
Birçok araştırmacı embriyonik kök hücre araştırmalarına neden büyük fonlar ayrıldığını merak ediyor. Çünkü, embriyonik kök hücreler hiçbir hastalığın tedavisinde kullanılmıyor. Oysa yetişkinlerden alınan kök hücrelerle neredeyse yüz hastalık tedavi ediliyor.
Dr. Reardon, iddiasının biraz abartılı görünebileceğinin farkında… Bu nedenle, bizzat bilim adamlarının söylediklerinden alıntıları listelemiş:
Mesela, DNA yapısını tanımlayarak 1962 yılında Nobel ödülü kazanan James Watson, aptallığı bir hastalık olarak tanımlamış, “aptallık” geni olmayan “daha üstün” insanlar yaratma özgürlüğünün olmasını istemişti.
1991 yılında vefat eden Harvard Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Joseph Fletcher ise şunları söylemişti: “Kimeralar (insan-hayvan melezleri) veya insan benzeri varlıklar, tehlikeli veya alçaltıcı işleri yapmak üzere tasarlanabilir. Zaten şu anda da, düşük seviyeli işleri, kontrolsüz üremenin kurbanı olan zekâ bakımından geride kalmış insanlar yapmaktadır. Bu tür işçilerin üretimini tesadüflere bırakmaktansa, neden melezler aracılığıyla planlı programlı olarak yapmayalım?”.
Toplum sağlığı konusunda uzman Gregory Stock ise, 2002 yılında yazdığı “İnsanları Yeniden Şekillendirmek: Kaçınılmaz Genetik Geleceğimiz” isimli kitabında biyolojik manipülasyonu övüyor.
elliotinstitute.org sitesinde verilen bazı bilgiler şöyle:
“İnsan mühendisliğinin ve hayvan – insan melezlerinin tehdidi
• Modern öjenistler ve transhumanistler, biyoteknoloji yöntemlerini kullanarak insanlığı sonsuza kadar değiştirmek istiyorlar. Sadece toplumu değil, biyolojimizi de değiştirmeyi amaçlıyorlar.
• Hastalıkları sona erdirmekten bahsediyorlar fakat asıl amaçları “daha üstün” insanlar yaratmak. Genetik bilimini kullanarak “homo superior” gibi yeni insan ırkları yaratmaya çalışıyorlar.
• Bazıları da tam ters yönde çalışıp, insan ve hayvan genlerini harmanlayarak insan-altı varlıklar oluşturmaya çalışıyor. Bu insan-hayvan melezlerinin, tehlikeli işleri yapmak veya homo superior’a başka şekillerde hizmet vermek üzere daha kolay eğitilebileceğini düşünüyorlar.
• Transhumanistler insan mühendisliğinin bir sonu olmadığını ve denemeler sırasında büyük hatalar yapılabileceğini itiraf ediyor.
• Kendilerini kısıtlayacak yasalara ise itiraz ediyorlar.
• İnsan klonlamaya çalışan bilim adamları gibi, öjenistler ve transhumanistler de sadece araştırmalarının başarısına odaklanmış, bütün inançlarını buraya saptırmış durumdalar. Toplumdaki diğer görüşlere hiçbir saygıları yok… İnsanlığın ilerlemesini şansa veya “hayal ürünü Tanrılara” bırakmamak gerektiğine inanıyorlar.”
Site, insanları hedefleyen bu tür araştırmaların çok geç kalınmadan, acilen yasaklanması gerektiğini bildiriyor.
Dinle, Bak! Apandis Ne Diyor?
4 Kasım, 2007
İnsanı keşfettiğini sanan çağdaş tıp, daha bilmediği bölümleri olduğunu kabul etmeden insanı iyileştirme çabasına giriyor. Ancak insan vücudunun bir bütün olduğunu unutuyor. Apandisi, gözü veya başka bir organı vücudun bütününden ayrı görüyor; oralarda oluşan ‘kusur’lara savaş açıyor. Bunun genele verdiği zararları hiçbir zaman bilemiyor; bilse de umursamıyor. Hatta başka organlardaki hasarlar yeni ilaçlar ve ameliyatlar anlamına geldiğininden bu döngü çağdaş tıp sektörünün yararına çalışan bir ‘mali’ yatırım haline geliyor.
Bu cahilce girişimlerin sonunda, yani şekeri tedavi etmeye çalışırken böbreklerin iflası, cilt hastalıklarıyla uğraşırken karaciğerin bitmesi gibi durumlar her nasılsa bir ‘iş kazası’ olarak görüp mutlu mesut insan katliamına devam edebiliyor. [Devamını oku]




Recent Comments
Süleyman Toktaş
Yaptığınız tercüme Türkçe bilen ve bilim sayfalarını eşeliyen birilerine katkı sunmuştur…
zeynep ak
bu doktorun gerçek tıp die kitabı var onda herşey daha güzel anlatılmış bir biçimde tavsiye ederim
orhan aydoğan
bu kitabı en yakın zamanda nasıl temin edebiliriz.
Rüya Kurt
ßuse 21″ Şahsen ßen HiristıyanLığı Çok Seviyorum Demişsin Tüüü Sana ALLah Korkun Yok Mu...
noway
kitabın sadece bir bölümünde aynı öğün içerisinde aynı besin değerlerine sahip yiyeceklerin yenmesi gerektiğini...