Uzaktan Cinayetler Yakın!

Mart 31, 2008 · Print This Article

Radyasyonun tanımı yapılırken nispeten fazla nötron yüklü kararsız atomların alfa, beta ve gama ışınları yayarak parçalandığından bahsedilir. Ben, bilimin bu tanımı, anlamını bir türlü tam olarak çözemediği ‘eşya’ üzerinde bir kayıt olarak göremiyorum. Onun yerine bu tanıma “gözleme dayanan bir tahmin” demek daha doğru geliyor. Belki radyasyondan bahsederken ‘ateş’ten yaratılan diğer varlıkların yapılarını da akıldan çıkarmamak lazım. Evet, cinlerden bahsediyorum. Bilen birinin radyasyon-cin ilişkisini tekrar tanımlamasını dinlemek isterdim.

Aşağıdaki makalede çevremizdeki manyetik ortamların insanda tahribata yol açabileceği tehlikesinden bahsediliyor. Şehir merkezleri başta olmak üzere çevremizde elbette manyetik bir alan oluştu. Bunlara ister istemez maruz kalıyoruz. Ancak bundan korunmak için ilk önce etkisini tam olarak anlamak gerekir.

Bildiğim kadarıyla bu ‘titreşim’ hücrede mutasyonu tetikleyen bir özelliğe sahip. O halde siz de hücrenizin ‘titreşim’ini sağlam tutun. Böylelikle ‘doğru ve sağlıklı’ titreşim alanıyla bağınızı koparmazsınız. O bağı koparmayanı da, Allah’ın izniyle, avcı avlayamaz.

Baz istasyonları ve eletronik aletler korunamayan insanlara elbette zarar verecek derecede radyasyon yayıyor. Peki modern tıpta kullanılan MR’lar, röntgen’ler, tomografiler, mamografiler? Onlar bir de sözüm ona iyileştirmek ya da teşhis amacıyla uygulanıyor. Halbuki topraktan yaratılan bir varlığa ateş türevi uygulamak üzerinde düşünülmesi gereken bir şey. İnsan önce zikir halindeki hücresini korumalıdır. Bunu bozan uygulamalarda şifa aramamalıdır.

Üstelik her yeri yavaş yavaş kaplayan bu manyetik atmosfer, alıcıları insan olan bir yayın haline neden dönüşmesin. Belki de nano-teknoloji ürünü maddeleri kullanarak (yiyerek-içerek-giyerek vb.) birer alıcı olan insan, ileride basit bir şekilde yönlendirilebilir. Birden tiroid bezi rahatsızlıklarıyla şikayetçi olan kasabalar duymak mümkün olabilir.

Yazı her ne kadar açık bir saldırı hakkında uyarıda bulunuyorsa da satır aralarından modern tıbba teslim olarak savaşta mevzi kaybetmenin ne kadar yakın olduğu sonucunu çıkarabilirsiniz:

Görünmeyen katiller olarak tanımlanan kablosuz ağlar, yakında kablosuz elektrik aktarımıyla desteklenecek! ABD’de MIT araştırmacılarının yeni tanıttıkları teknoloji, elektrikli cihazların kablo bağlantısı olmadan çalışabilmelerini sağladı! Canlılar, elektrikli sandalyeye bağlanmadan idam edilecek! iyibilgi özel

Kablosuz iletişim sistemleri canlıları ve doğayı alt üst ediyor. Kablosuz ağların yarattığı elektromanyetik alan ve yaydıkları radyasyonun dünyada toplu arı ve karınca ölümlerine neden olduğu ortaya konulurken, birçok canlının da yön bulma kabiliyetlerinin köreldiği belirtiliyor… Elektromanyetik alanların yaydığı ısı ile küresel ısınmanın müsebbibi olduğu düşünülürken, kanser başta olmak üzere bir çok hastalığın itici gücü olduğu da araştırmaların diğer verilerinden..
Bu nedenle kablosuz internet İngiltere başta olmak üzere, birçok ülke okullarında yasaklanıyor… Çocukların cep telefonlarında uzak tutulması isteniyor…

Öte yandan cep telefonu ve kablosuz internet ağları tehlikesine bir yenisi daha ekleniyor: “WiTricity”
Kablosuz elektrik ağı WiTricity, sistemi şu anda, 60 Watt gücünde bir ampulü kablo kullanmadan güç kaynağından 2 metre kadar uzaklıkta yakabiliyor.

Sistemin şimdilik 2,7 metreye kadar etkili olacağı tahmin ediliyor. Şu an için 100 Watt kadar güç aktarması planlanan sistemin verimliliği %40 civarında. Sistem, birbiriyle rezonans sağlayacak şekilde seçilmiş iki parçadan oluşuyor, bunlardan birisi odanın tavanına yerleştiriliyor, alıcı parçaysa güç kullanacak cihaza bağlanıyor. Vericinin tüm odaya yaydığı elektromanyetik alandan odadaki diğer araçlar etkilenmiyor ama rezonansa geçecek şekilde tasarlanmış olan alıcı, dalgalardan etkileniyor. Her odaya bir verici parça konularak tüm evin elektrik dağıtımının sağlanması hedefleniyor. Araştırmacıların 3 ile 5 yıl arasında bir sürede sistemi geliştirerek, satışa sunulabilir hale getirmeleri beklenmekte.

Titreyeceğiz!
Altı kişilik araştırma takımına öncülük yapan Fizik Profesörü Marin Soljacic, bunun ortalama bir laptop için gerekli olan güç kaynağını sağlayabileceğini kaydetti. Slojacic, bu icadın önemli bir kilometre taşı olduğunu dile getirerek, teknolojinin pratik uygulamalar için kullanılabilecek noktada olduğunu vurguladı. Soljacic, teknolojinin belli oranda enerji uygulandığında bir objenin titremesine yol açan titreşim teknolojisi temeline dayandığını anlattı. Aynı titreşim frekansında olan iki nesne aynı dalga boyunda olmayan nesnelerle etkileşirken, enerjilerini verimli olarak birbirlerine aktarabiliyor. Bu konu üzerinde dört yıldır çalışan MIT Ekibinin öğrencisi Aristeidis Karalis de, bu icadın herkesi güç kablolarından kurtararak, pil değişimini en azından ev ya da ofis ortamında ideal uzunlukta tutacağını belirtti.

Pazarlama stratejileriyle “melekleşecek”
Soljacic ve ekibi, teknolojinin aynı odada, aynı güç kaynağından yararlanılması kaydıyla, laptoplar, PDA’ler (el bilgisayarları) veya cep telefonlarında kullanabilmesine kadar geliştirileceğinden eminler. Soljacic, teknolojinin çok uzun mesafede kullanılamayacağını vurgulamak için bu teknolojinin futbol sahasında çalışmayacağını belirtti. Bu deneyin ayrıntıları, haftalık Science Dergisi’nde yayınlandı. Proje, şimdiden tüketici elektroniğindeki büyük firmaların ilgisini çekti. Altı MIT araştırmacısı şimdi, bu projeyi nasıl pazarlanabilir hale getireceklerini planlıyor.
Araçlar etkilenmiyor! Peki canlılar…

Şok şok şok!

Burada şunu sormamız gerekiyor? Konforlu olmak adına kullandığımız kablosuz elektrikli aletler nedeniyle bedenimizin maruz kalacağı elektrik bizi ne hale getirecek? Öyle görünüyor ki artık idam edilmek için elektrik sandalyesine oturtulmamız gerekmeyecek! Ya da şok yaşamamız için, felakete maruz kalmamız!

İsterseniz durumun vahametini anlamak adına elektro manyetik kirlilik ile ilgili yapılmış çalışmalara bir göz atalım: İstanbul Tabib Odası öncülüğünde Prof. Nesrin Seyhan, Prof. Tunaya Kalkan ve Prof. Hilmi Sabuncu başkanlığında yayınlanan “Elektromanyetik Alanlar; Cep Telefonları ve Baz İstasyonlarının İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri ve Alınması Gerekli Önlemler” başlıklı bildiri bu konuda referans gösterilen çalışmalardan biri.

Bildiriye göre, yapılan laboratuar çalışmalarıyla, bağışıklık , sinir, nöroendokrin, kalp ve damar sistemi ve kan parametrelerinin elektromanyetik alanlardan etkilendiği görüldü. Toplum düzeyinde çok ciddi sağlık riskleri oluşturabileceği; önemli sağlık sorunlarının uzun yıllar sonra ortaya çıkabileceği uzman bilim adamlarınca vurgulanıyor. Toplumun taşıyacağı bu risk düzeyinin halk sağlığı değerlendirmelerinde kural olarak benimsenen “önlem ilkesi” temel alınarak en aza indirilmesi gerektiğini belirtiyorlar.

Çocuklar, hamileler ve yaşlılar elektromanyetik alanların sağlık etkilerinden en çok zarar görecek risk gruplarından. Ankara Tabip Odası tarafından yayınlanan bir basın duyurusunda ise, baz istasyonlarının çalışma prensibi ve olası zararları şu şekilde anlatılıyor:

Kanser vak’alarındaki artışın nedeni

“EMR’ler, iyonlaştırıcı EMR’ler ve iyonlaştırmayan EMR’ler olarak iki gruptur. İlk grupta yer alanlar yüksek enerjilerinden dolayı çarptıkları molekülleri iyonlaştırarak, moleküllerin yapısını bozarlar ve olumsuz biyokimyasal tepkimeler sonucunda kanser oluşumunu kolaylaştırırlar. Yapılan çalışmalarda x ışınlarına, gama ışınlarına maruz kalan insanlarda, kanserlerin oluşumu (relatif risk) artmıştır. Baz istasyonları, İyonlaştırmayan Elektro Manyetik Radyasyon (EMR) yayarlar, bunlardan dalga boyu olarak, insan vücut kalınlığı içine düşen mikrodalgalar ve altındaki ışınların, insan vücuduna verdiği zararlar yapılan araştırmalarla kanıtlanmıştır. Baz istasyonları ve cep telefonlarının yaydığı radyasyon insan dokularında pek çok olumsuz etki yaratmakta, dokularda ayrıca ısı etkisi yaratması yoluyla zarar verebilmektedir. Baz istasyonları gibi alternatif akımla çalışan bütün cihazların etrafında bir elektromanyetik alan (EM) oluşmaktadır. Yapılan deneysel çalışmalar, EM alanına maruz kalan deney hayvanlarında her türlü olumsuz etkiyi belirlemiştir. Yine EM alana maruz kalan meslek grupları üzerine yapılan epidemiyolojik çalışmalar, bu gruplarda lösemi ve beyin kanseri ölümlerinin normal halktan anlamlı bir biçimde yüksek olduğunu göstermiştir.”

Radyasyon her yerde

Tehlikeli Oyuncak: Cep Telefonu kitabının yazarlarından Prof. Dr. Selim Şeker, “Evde kullandığımız traş makinesinden bilgisayara kadar her elektrikli alet radyasyon yayar ama bu bir anda insanı kanserden öldüren cinsten değildir. Etkileri yıllar sonra çıkar. Cep telefonu baz istasyonları da öyle. Yüksek miktardaki elektromanyetik kirlilik insanın beyni başta olmak üzere bütün vücudunun dengesini bozar. Hatta uçakların bile düşmesine neden olur” diyor. Radyasyon konusunda yeterince bilinçli olmadığımızın altını çizen Şeker, radyasyon meselesinin sadece baz istasyonuna indirgenmemesi gerektiği görüşünde.

Elektrikli her şey radyasyon yayıyor

Gerek Prof. Şeker, gerekse de Prof. Çerezci ısrarla şu gerçeğin altını çiziyor; “Elektrikli her şey zaten radyasyon yayıyor, bir de yanlış ve standartlara uygun olmadan dikilen televizyon vericileri ve radyo istasyonları ile baz istasyonları eklenince sağlığımız adına endişe edilecek bir durum ortaya çıkıyor. Uzun vadede ciddi sağlık sorunları yaşanabilir; ayrıca yüksek miktardaki elektromanyetik kirlilik başımıza uçak bile yağdırabilir.”

İnsan sağlığı üzerinde yaptığı tahribat korkunç

“Radyasyon konusu ciddiye alınmıyor. Oysa geçmişte gördük ki elektromanyetik kirliliğin yüksek olduğu yerlerde uçak bile düşebiliyor, bilgisayarlı arabalarda nedensiz kilitlenmeler ve kazalar meydana gelebiliyor. İnsan sağlığı üzerinde yaptığı tahribat da bilimsel olarak ortaya kondu. Durum böyle olmasına rağmen evlerin önünden yüksek gerilim hatları geçiriyor, televizyon ve radyo antenlerini gelişigüzel yerleştiriyoruz; yerleştirirken standartlara uymuyoruz. Her yere yerleştirdiğimiz baz istasyonları da ayrı bir sorun.”

Comments



Yorum yapabilirsiniz.